Köprü, İzmir – Bornova; Işıkkent, Işıklar Mahallesi’nde, Arap Deresi üzerinde, 38°25’27.65″K 27°14’0.20″D koordinatlarında yer almaktadır.
Ana gözlü/ İki yöne hafif eğimli tipte, toplam iki gözlü bir köprüdür. Daha geniş ve daha yüksek bir açıklık olan büyük göz, köprünün ilk inşa edildiği dönemde akarsu yatağının ana akış yönünü işaret etmektedir. Taşkın zamanlarında su tahliyesini destekleme görevindeki ikinci göz aynı zamanda yamaçla köprü yolu bağlantısının dengeli bir eğimle sağlanmasına yardımcı olur. Köprünün menba (suyun geliş yönü) cephesinde, iki göz arasında “selyaran” denilen, sivri uçlu mimari eleman, iki yana eğimli yüzeyleriyle nehir suyunu gözlerin içine yönlendirme işlevini görür. Böylece suyun orta ayak yüzeyine çarparak zarar vermesini önler. Orta ayağın mansap (suyun gidiş yönü) cephesinde ise geleneksel taş köprülerde yaygın görülen, genellikle kübik ya da dairesel biçimli mahmuz (ya da topuk) elemanı ise bu köprüde görülmemektedir. Zamanla tahrip olarak yok olmuş ya da yapımına başından beri gerek duyulmamış olabilir.
Köprünün beden duvarı moloz taş malzemeyle, yuvarlak formdaki kemerleri ise daha iri kesme taşlarla örülmüştür. Kemer örgülerini meydana getiren düzgün ve yer yer kabayonu taşlar arasında devşirme niteliği taşıyanlar da dikkat çekmektedir. İki yana hafif eğimli tabliyenin (köprü yolu) özgün olarak, dere taşı da denilen moloz taş döşeli olduğu anlaşılmıştır. Köprünün korkulukları ise günümüze gelememiştir.
Güneybatı – Kuzeydoğu istikametinde konumlanmış olan köprü, tarihsel perspektifle bakıldığında, tarihî İzmir Limanı’ndan ve ticari – kültürel merkezler olarak Alsancak ve Kemeraltı bölgesinden iç bölgelere uzanan kervan yolu üzerindedir. Osmanlı döneminde, Doğu’ya gidecek kervanların öncelikle Pınarbaşı’nda toplandığı bilinmektedir. Dolayısıyla, İzmir Limanı, Alsancak ve Konak dolaylarından gelip kervana katılacak kafileler önce Kervan Köprüsü üzerinden geçip daha sonra da Arap Deresi Köprüsü aracılığıyla Pınarbaşı’na ulaşıyor olmalıydılar. Köprünün güzergâhı üzerinde iki tarafta da çeşme bulgularına rastlanması bir kervan güzergâhını doğrular niteliktedir.
Kitabesi olmayan köprünün inşa tarihine ilişkin bir belgeye rastlanamamıştır ancak mimari özellikleri ve kemer formu itibariyle 18-19. yüzyıla atfetmek uygun görünmektedir.
Arap Deresi Köprüsüyle ilgili yapılan sözlü tarih çalışmaları sayesinde öğrenmiş olduğumuz hikâyelere göre; günümüzden 40 yıl öncesine kadar köprünün etrafında bulunan ağaçlara develer bağlanmaktaymış. Bu çalışmalar sırasında köprünün dibinde günümüze ulaşmamış bir kuyudan sıkça bahsedildi. 40-45 yıl öncesine kadar köprünün çevresinde bulunan meyve bahçeleri ve tarlaların bu kuyudan su çekerek sulandığı bilgisini veren köy halkı, aynı zamanda Yunan işgali sırasında Işıklar köyünün de kuşatılmak istendiğini fakat halkın direnerek buna izin vermediğini, öldürülen askerlerin de bu kuyuya atıldığı hikâyeleriyle büyüdüklerinden bahsettiler.
Proje kapsamında, köprü terminolojisi ve köprünün inşa tarihi konusunda vermiş olduğu kıymetli bilgiler için Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi Sayın Dr. Ender Özbay’a teşekkür ediyorum.
Ezel KURMUŞ/Sanat Tarihçi