Bornova'nın tarihi, kültürel ve doğal mirasını tek bir haritada keşfedin. Höyüklerden köşklere, müzelerden parklara kadar tüm mekanlar burada bir arada. Her biri, kentin belleğinde yer etmiş bir zamanı ve yaşam biçimini temsil ediyor.
Kazımdirik Mahallesi’nde yer alan Abide-i Hürriyet Meydanı, 31 Mart Ayaklanması’nın tarihsel mirasını Bornova’da yaşatan bir anma ve hafıza alanıdır. Aslına uygun şekilde inşa edilen Abide-i Hürriyet Anıtı, Türk tarihinin önemli isimleri, heykeller, Orhun Yazıtları ve kültürel sembollerle zenginleştirilmiş açık hava müzesi niteliğindedir.
Bornova Işıklar Mahallesi’nde, Arap Deresi üzerinde bulunan Işıkkent – Arap Deresi Köprüsü, iki gözlü yapısıyla 18–19. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Moloz taş ve kesme taşlarla inşa edilen köprü, Osmanlı döneminde İzmir Limanı’ndan iç bölgelere uzanan kervan yolunun önemli bir parçası olmuştur. Selyaranlı özgün mimarisiyle dikkat çeken köprü, geçmişte kervanların Pınarbaşı’na ulaşırken kullandığı güzergâh üzerinde yer almakta ve bölge halkının hafızasında Yunan işgali yıllarına dair anlatılarla da yaşamaya devam etmektedir.
Atatürk ve silah arkadaşlarının 9 Eylül 1922’de İzmir’i ilk kez gördüğü Belkahve’de, Bornova Belediyesi tarafından 2016’da açılan Ata Anı Evi Ziyaretçi Merkezi; Kurtuluş Savaşı’na ait eserler, döneme ait kişisel eşyalar, belgeler ve yalnızca Atatürk’e dair yayınlardan oluşan özel kütüphanesiyle önemli bir hafıza mekânıdır.
Bornova’nın en görkemli yapılarından biri olan Bardisbanian Köşkü, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş ve bugün Yeşilay Danışmanlık Merkezi olarak hizmet vermektedir. Bir dönem Bornova Ziraat Mektebi ve Ege Üniversitesi tarafından da kullanılan köşk, mimari güzelliği ve tarihiyle kentin belleğinde özel bir yere sahiptir.
1880’lerde İngiliz Wolf Kardeşler tarafından inşa ettirilen Belhomme Köşkü, eklektik cephe düzeni, İyon başlıklı sütunları ve İtalyan sivil mimarisini yansıtan arka cephesiyle Bornova’nın en zarif Levanten yapılarındandır. Mülkiyeti Xenopoulou, Belhomme ve Türk aileleri arasında el değiştiren köşk, 1997’de restore edilmiş olup bugün Bornova Belediyesi Atatürk Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir.
Osmanlı döneminde inşa edilen ilk tren istasyonlarından biri olan Bornova Tren İstasyonu, 20 Temmuz 1865’te İzmir-Bornova hattının açılmasıyla hizmet vermeye başlamıştır. Levanten köşkleriyle yazlık yerleşim olan Bornova’nın kentleşmesinde büyük rol oynayan istasyon, 130 yıl boyunca kentin ulaşımına hizmet etmiş ve 1995’te kapatılmıştır. Günümüzde aynı güzergâh, İzmir Metro hattı olarak kullanılmaya devam etmektedir.
18. yüzyılda bir manastır yapısının üzerine kurulan Charlton Whittall Köşkü, 1820’lerde James Whittall tarafından satın alınarak genişletilmiş ve kardeşi Charlton döneminde “Büyük Ev” adını almıştır. Barok üsluptaki çift kollu merdiveni ve ağırladığı devlet adamlarıyla Bornova’nın en görkemli Levanten yapılarından biri olan köşk, bugün Ege Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılmaktadır.
1831 tarihli çakıl taşı mozaiğinden anlaşıldığı üzere Bornova’nın en eski Levanten yapılarından biri olan Charnaud Köşkü, tek katlı yatay mimarisi, zengin peyzajı ve özgün “Rodos mozaiği” ile dikkat çeker. Zipcy, Charnaud ve Clark ailelerinin evi olan köşk, 2013’te restore edilerek Villa Levante adıyla butik otel olarak yeniden işlevlendirilmiştir.
Bornova Doğanlar Şapeli, 19. yüzyıl İzmir’inde Rum Ortodoks cemaatinin kırsal/kentsel ara yüzündeki ibadet pratiklerini yansıtan küçük ölçekli bir kutsal mimarlık örneğidir. İzmir’in kozmopolit 19. yüzyıl dokusu içinde Rum Ortodoks ibadet mekânları, hem litürjik gerekliliklerin hem de yerel/Levanten çevreyle etkileşimin mekânsal izdüşümleridir.
18. yüzyıl sonu–19. yüzyıl başına tarihlenen Dramalılar Köşkü, 1922 öncesinde bir Rum aileye aitti. Mübadele sonrası Drama’dan gelen Dramalı Ailesi’ne geçen yapı, 2010 yılında Bornova Belediyesi tarafından satın alınıp restore edilmiştir. Eklektik mimarisi, hamamı ve müştemilatlarıyla özgün bir Levanten–Osmanlı konut örneği olan köşk bugün kültür ve sanat merkezi olarak hizmet vermektedir.
Kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte Edward Whittall Köşkü’nün 1816–1819 yıllarında Rovigo Dükü’nün İzmir’de konakladığı dönemden beri var olduğu bilinir. 19. yüzyıl sonunda İngiliz botanikçi Edward Whittall tarafından devralınan köşk, kır lalesi Tulipa whittallii ve Galanthus whittallii gibi türlere adını veren botanik bahçesi, Atatürk dâhil birçok önemli konuğu ve 1922’de Batı Cephesi Karargâhı olarak kullanılmasıyla Bornova’nın simge yapılarındandır.
Homeros Vadisi’nin doğusunda yer alan Eğridere Anıt Ağacı, türü Palamut Meşesi (Quercus ithaburensis) olan ve 400–500 yıllık geçmişiyle Bornova’nın yaşayan miraslarından biridir. 2002’de tescillenerek “Anıt Ağaç” ilan edilen bu görkemli meşe, köy belleğinden biyolojik çeşitliliğe kadar pek çok değere tanıklık eden doğal bir kültür hazinesidir.