

Müze
Karacaoğlan
İzmir, Bornova ilçesi, Karacaoğlan Mahallesi’nde yer alan Yeşilova Höyüğü, Ege Bölgesi’ndeki en eski yerleşim alanlarından biridir. Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi’ne kadar uzanan 8 500 yıllık arkeolojik kültür katmanlarına sahiptir. Yerleşim sakinleri mühendislik, tarım, hayvancılık ve sanat faaliyetlerinde bulundukları gibi, çevre döngüsüne özenli, barışçıl bir toplum anlayışına işaret eden bulgular sergilemişlerdir.






İzmir, Bornova ilçesi, Karacaoğlan Mahallesi’nde yer alan Yeşilova Höyüğü, Ege Bölgesi’ndeki en eski yerleşim alanlarından biridir. Neolitik Çağ’dan Roma Dönemi’ne kadar uzanan 8 500 yıllık arkeolojik kültür katmanlarına sahiptir. Yerleşim sakinleri mühendislik, tarım, hayvancılık ve sanat faaliyetlerinde bulundukları gibi, çevre döngüsüne özenli, barışçıl bir toplum anlayışına işaret eden bulgular sergilemişlerdir.
Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri, İzmir’de insana dair en eski buluntuların ortaya çıkarıldığı arkeolojik alanlardır. Bornova Karacaoğlan Mahallesi’nde yer alan bu bölgede yapılan kazılar, günümüzden 8.500 yıl öncesine (MÖ 6500) uzanan yerleşim katmanlarını gün ışığına çıkarmıştır.
2003 yılında tesadüfen keşfedilen höyük, 2005’te 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiştir.
Yeşilova Höyüğü, İzmir’in bilinen en eski köy yerleşimidir. Burada yaşayan insanlar:
Höyükte 14 farklı yerleşim evresi tespit edilmiştir. Yaklaşık 7.500 yıl önce büyük bir yangınla terk edilen yerleşim, Roma döneminde mezarlık alanı olarak yeniden kullanılmıştır.
Buğday, arpa, mercimek yetiştirilmiş; koyun, keçi, sığır ve domuz evcilleştirilmiştir.
Anadolu parsı, alageyik ve aslan avlanmış; kıyı bölgelerinde çipura, orkinos ve midye gibi deniz ürünleri tüketilmiştir.
Çakmaktaşı, yeşim taşı ve özellikle Melos Adası ile Kapadokya bölgesinden getirilen obsidyenle kesici aletler ve baltalar üretilmiştir. Bu hammaddelerin uzak coğrafyalardan temin edilmesi, dönemin uzun mesafeli ticaret ağlarına işaret eder.
Kırmızı ve krem renkli kaplar üretilmiş; üzerlerinde pars ve insan figürleri işlenmiştir. Tekstil üretiminde ise yün ve bitkisel liflerin yanı sıra sığır derisi de kullanılmıştır.
Toprakla ilişkili kadın figürinleri kullanılmış; fırın çevresinde toplu ritüel pratiklerinin yapılmış olabileceği düşünülmektedir. Ritüel odaları yerine, inanç ifadelerinin ev içinde bireysel olarak yansıtılmış olabileceği değerlendirilmektedir. Bu bulgular, İzmir merkezinin en eski yerleşimlerinde inanç ve günlük yaşamın iç içe geçtiğini göstermektedir.
Bornova Belediyesi’nin desteğiyle hazırlanan ziyaretçi merkezi 2014 yılında açılmıştır. Alan, hem modern hem de eğitsel bir arkeoloji deneyimi sunar.
Ziyaretçi Merkezi’nde:
Yeşilova Höyüğü, İzmir’in tarih öncesi yaşamına ışık tutan en önemli arkeolojik alanlardan biridir. Tarımdan ticarete, üretimden inanca birçok konuda Ege’nin en eski yaşam biçimini belgelemektedir.
Ziyaretçi Merkezi, bu benzersiz mirası çocuklara, öğrencilere ve araştırmacılara aktaran örnek bir kültürel merkez hâline gelmiştir.
Randevu ile, gruplar halinde / Arkeolog rehberliğinde
Bornova Belediyesi'nin katkılarıyla yürütülen Yeşilova Höyüğü kazılarında, günümüzden yaklaşık 8 bin yıl önce bölgede yaşayan toplulukların gelişmiş balıkçılık teknikleri kullandığı tespit edilmiştir.
Yapılan bu keşif, Neolitik Dönem Bornova toplumunun tarım ve hayvancılığın yanı sıra balıkçılıkla da uğraştığını ortaya koymaktadır.
Höyükte ele geçirilen vatoz ve çipura gibi büyük balık kemikleri de söz konusu balıkçılık faaliyetlerinin doğrudan kanıtıdır.
Yeşilova Höyüğü Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ege Üniversitesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bornova Belediyesi'nin desteğiyle 2005 yılından bu yana bölgede arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğünü belirtmiştir.
Neolitik Dönem'de yaşayan toplulukların, denizin günümüzden daha uzakta bulunmasına rağmen, su kaynaklarına ulaşarak deniz ürünleriyle beslenmeyi sürdüklerini göstermektedir.
Kemiklerin incelenmesi, bu toplulukların vatoz, çipura gibi büyük balıkların yanı sıra kum midyesi, istiridye ve deniz minaresi gibi farklı deniz ürünlerini de tükettiğini ortaya koymaktadır.
Dönemin insanlarının balık avlamak için kemikten yapılma oltalar veya örülmüş ağlar kullandığı düşünülmektedir. Balıkların muhtemelen ateşte pişirilerek tüketildiği varsayılmaktadır.